Markam Başkası Tarafından İzinsiz Kullanılıyor, Ne Yapmalıyım?
- Buse Akın
- 14 Nis
- 3 dakikada okunur
Bir işletmenin en değerli ticari varlıklarından biri olan "marka", tüketiciler nezdinde güveni ve kaliteyi temsil eder. Büyük emekler ve yatırımlar sonucu oluşturduğunuz, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğiniz markanızın üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması, "marka hakkına tecavüz" teşkil eder.
Peki, markanızın bir başkası tarafından fiziki mağazalarda, e-ticaret platformlarında veya sosyal medyada izinsiz kullanıldığını fark ettiğinizde hangi adımları atabilirsiniz?
1. Delillerin Tespiti ve Somutlaştırılmasının Yargılama Sürecindeki Belirleyici Rolü
Marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin tespiti akabinde, hukuki sürecin tesisinden evvel ihlalin somut delillerle kayıt altına alınması, olası dava süreçlerinin selameti açısından hayati bir hukuki zorunluluk arz etmektedir. Zira tecavüz eylemini gerçekleştiren tarafın, yasal bir bildirimle karşılaştığında ihlale konu içerikleri veya ürünleri derhal ortadan kaldırarak delilleri karartma ihtimali oldukça yüksektir. Bu bağlamda, ihlalin en başından itibaren titizlikle delillendirilmesi, ileride açılacak tecavüzün durdurulması ile maddi ve manevi tazminat davalarının esasına etki eden, davanın ispatlanabilirliğini sağlayan en temel aşamadır.
Dijital Mecralardaki İhlaller: İnternet siteleri veya sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen tecavüz eylemlerinde, salt ekran görüntüsü alınması ispat hukuku açısından zayıf kalabilmektedir. Bu delillerin mahkeme nezdindeki güvenilirliğinin tesisi amacıyla, Türkiye Noterler Birliği’nin "e-Tespit" sistemi üzerinden ihlalin tarih ve saat damgasıyla, noter onaylı olarak kayıt altına alınması hukuki ispat gücünü tahkim etmektedir.
Fiziki İhlaller ve Satış Eylemleri: İhlalin taklit (replika) ürün satışı şeklinde tezahür etmesi halinde, tecavüze konu sahte ürünlerin emsal olarak tedarik edilmesi; bu ürünlere ait fatura, kargo irsaliyesi ve ürünün fiziki halinin muhafaza edilmesi, mahkeme huzurunda haksız fiilin somutlaştırılması bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
2. Noter Aracılığıyla İhtarname Keşidesi ve Hukuki Sonuçları
Delillerin hukuka uygun yollarla somutlaştırılmasını müteakip, tecavüz eylemini gerçekleştiren tarafa noter kanalıyla bir ihtarname gönderilmesi, yargılama öncesinde işletilen başlıca usuli yollardan biridir. Keşide edilen bu ihtarnamede; marka tescilinden doğan haklar vurgulanarak haksız fiilin derhal sonlandırılması talep edilmekte, aksi takdirde hukuki ve cezai süreçlere müracaat edileceği ile yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin kendilerine tahmil edileceği ihtaren bildirilmektedir.
Hukuki İşlevi: İhtarname keşidesi, tecavüz eylemini gerçekleştiren tarafı hukuken temerrüde düşürmekte ve haksız kullanım iradesinin "kötüniyetli" olduğunun ispatına karine teşkil etmektedir. Uygulamada, pek çok marka tecavüzü uyuşmazlığı, uzun yargılama süreçlerine mahal kalmaksızın bu aşamada karşı tarafın ihlale son vermesiyle neticelenebilmektedir.
3. Dijital Platformlar Nezdinde Fikri ve Sınai Haklar İhlal Bildirimleri
Marka hakkına yönelik tecavüzlerin e-ticaret pazar yerlerinde (örneğin "Buybox" sisteminin haksız kullanımı yoluyla) veya sosyal medya mecralarında gerçekleşmesi halinde, adli makamlara müracaat öncesinde yahut eş zamanlı olarak, ilgili platformların kendi bünyelerinde tesis ettikleri şikayet mekanizmaları işletilebilmektedir.
TÜRKPATENT tarafından düzenlenen marka tescil belgesi mesnet gösterilerek gerçekleştirilen Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakkı (FSMH) ihlal bildirimleri neticesinde, yer sağlayıcı konumundaki bu platformlar tarafından ilgili ilanlar veya ihlale konu sayfalar hızlı bir şekilde erişime engellenerek, tecavüzün devam etmesi ve zararın büyümesi önlenebilmektedir.
4. Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Açılabilecek Davalar
İhtarnameye ve şikayetlere rağmen ihlal devam ediyorsa veya geçmiş ihlaller nedeniyle ciddi bir ticari zararınız doğmuşsa, Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde aşağıdaki davaları açma hakkınız bulunmaktadır:
Tecavüzün Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi Davası: Haksız kullanımın mahkeme kararıyla kesin olarak sonlandırılması talep edilir. Dava sonuçlanana kadar ihlalin durdurulması için "İhtiyati Tedbir" kararı alınması da mümkündür.
Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı Davası: İzinsiz kullanım nedeniyle uğradığınız maddi zararı veya ihlal edenin elde ettiği haksız kazancı (yoksun kalınan kazanç) talep edebilirsiniz. Ayrıca, markanızın imajının zedelenmesi, kalitesiz ürünlerde kullanılması sebebiyle ticari itibarınızın sarsılmasından kaynaklı itibar tazminatı ve manevi tazminat isteme hakkınız da mevcuttur.
Ürünlere ve Araçlara El Konulması: Üzerinde markanızın bulunduğu taklit ürünlere ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan makinelere el konulmasını, mülkiyetinin tarafınıza devredilmesini veya ürünlerin imha edilmesini talep edebilirsiniz.
5. Savcılığa Suç Duyurusunda Bulunma (Cezai Yaptırımlar)
Marka hakkına tecavüz, sadece hukuki tazminatları gerektiren bir durum değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve SMK Madde 30 kapsamında bir suçtur. Başkasına ait tescilli bir markayı bilerek (kasten) taklit eden, bu ürünleri satan, ithal/ihraç eden veya ticari amaçla elinde bulunduran kişiler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Tescilsiz Markaların Durumu
Markanız henüz TÜRKPATENT nezdinde tescilli değilse ancak ticari hayatta aktif olarak kullanıyor ve biliniyorsanız, bu durumda haklarınızı SMK hükümlerine göre değil, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Haksız Rekabet" hükümleri çerçevesinde koruyabilirsiniz. Ancak ispat süreci tescilli markaya göre daha zordur.
Sonuç
Marka hakkına yönelik saldırılar, işletmelerin yıllarca süren emeklerini ve ticari itibarlarını bir günde tehlikeye atabilir. İzinsiz kullanımlara karşı hızlı refleks göstermek, doğru delilleri toplamak ve hukuki süreci eksiksiz yürütmek hak kaybı yaşamamak adına kritik öneme sahiptir. Bu karmaşık ve teknik hukuki sürecin, Fikri ve Sınai Haklar alanında uzman bir avukat aracılığıyla yönetilmesinin en güvenilir yol olduğunu belirtiriz.


